Oktay, sen kimsin?

Giriş

Son 4 yıl beyfendiyle aynı evde yaşadık. Fazla anı var, bu uzun olabilir. Eğlenceli olacak, bol bol sekteye uğrayacaksınız, ben size bunu da net olarak iletiyim yani.

10. sınıfın 2. dönemi malum sebepler nedeniyle lise değiştirdim. Malum 2 arkadaşımın olduğu okula gitmeye karar verdim. Gittiğim sınıf yaşamsal faaliyetlerimi en sağlıklı şekilde sürdürmem için özel olarak dizayn edilmiş gibiydi. Aşırı uyum sağladım ve karakterim o 1-2 yıl içinde oturdu zaten. Sınıfta Oktay da vardı. Oktay en arka sırada oturuyordu, malum 2 arkadaşımdan biriyle de aynı sınıfdaydım. Malum arkadaşım da Oktayın önündeki sırada oturuyordu. Fazla sıkılmayım diye benim sırayı Oktayla kendi sırasının arasına yerleştirdi. Beni seri bi şekilde Oktay da dahil sınıftaki birkaç kişiyle tanıştırdı. Bu şekilde Oktayla tanışmış olduk. Aklıma niye geldi tam emin değilim ama büyük ihtimalle kokusu yüzündendir, siyah okul çantasını ilk kez o gün görmüştüm. Korona nedeniyle evden çıkıp Hatay’a geldiğimizde attı galiba çantayı. Çanta anlamsız bir şekilde soğan kokuyordu ama Kırıkhanlılıktan olsa gerek çantayı 8 yıl falan kullandı. Bu kadar gereksiz ayrıntıları anlatırsam karnının yanlarından da bahsetmem gerekecek bu yüzden abartmıyoruz.

Cool Oktay

Oktay’ın lise yıllarını en iyi özetleyecek kelime ‘cool’ olur. Oktay gereksiz konuşmaz, Oktay toplu yürürken ya 3 metre arkada yürür ya 3 metre önde yürür, Oktay yavşamaz, Oktay şaka yapmaz veya yapamaz, Oktay kurallara uyar. İyi çocuk Oktay. Bu yüzden lisedeki kız erkek herkesle arası iyiydi. Bide o zamanlar saçları dökülmüyor, italyan stili dalgalı saçlara sahip. Kızların hayali Oktay.

Sen git o kız mı bu kız mı derken ortada kal. Sonra tam o kızla çıkmaya başladığının ertesi günü bu kızla işleri ilerletmeye çalış bide malum kişi aracılığıyla.. Neyse kader ortaklığımız da o günlerde başladı. Bu arayı nasıl birkaç cümlede özetleyebildim bilmiyorum ama bi gün denk gelirsek çay içerken anlatırım sana da, sürükleyici bir dram hikayesi. Oktay ‘bu’ kıza aşık oldu. Sözde daha önceden de bi şeyler hissediyormuş falanmış filanmış ama kimi kandırabilir ki. Flaş diskini yesinler onun. Neyse ben de lisede aşk bunalımına girdiydim. Hikayemizin teması ortaktı. ‘Yeterli değildik.’

Zengindi o zamanlar biraz, Iphone 5 aldı ilk çıktığında. Onu da 8 yıl kullandı.. Zaten elleri çok küçük başka telefon kullanamıyor. Geçenlerde büyük ekranlı bi telefon aldı mücadele ediyor ama pek olmuyor yani. O Iphone’la bol bol fotoğraf çekildik öğle aralarında. Lise hayatımızıdaki tüm anılar o telefon sayesinde yaşıyor.

Lise zamanlarında bi kıza aşıktım. Heyecandan o kızla konuşamıyordum, birkaç metre yakınında bile pek duramıyordum. Bu liseye gelmemin malum sebebiydi. Her neyse ilk defa facebooktan açılmaya karar verdim ama mesaj atarken bile heyecandan terliyordum. Çareyi Cool Oktay’a danışmakta buldum. Oktay bi ara şöyle demişti ‘olum utanma lan normal şeyler bunlar’ alsşkflşaskdlkasd yazının başından beri birkaç yerde random atıp sildim ama buna dayanamam, bu random kalacak çünkü sağlam güldüm. Normal demek ha Oktay beyfendi. Oktay hemen plan yaptı, okuldan sonra evlere gidince benim facebook hesabıma girdi, o kıza benim hesaptan mesaj attı ben de terleyerek canlı olarak mesajları okudum. Facebook hesabına aynı anda 2 kişi girebiliyor, açıklayım da anlık anlamazsınız falan uğraştırmayın beni. Bu da böyle bir anımdır ayrıntıya gerek yok da şöyle bitireyim bu bölümü, geçen yıl Oktay’a ikili ilişkiler hakkında ciddi ciddi birkaç saat ders verdim.. Normal şeyler bunlar Oktaycım. dipnot: hiç sevgilim olmadı, sadece gözlem.

Kader Ortağı

Beraber mezuna kaldık, malum sebepler yüzünden depresyondaydık. Ben yine eşit ağırlıktan hazırlanma kararı almıştım, kafam darmadumandı, boşa para gitmesin diye dershaneye kaydolmadım. Oktay kaydoldu. Okul da yok diye bol bol dershaneye gidiyordu, sayısaldan hazırlanıyordu ve ders mers çalışıyordu falan filan derken sayısaldan aynı sıralamayı yaptık. Buraya da bi random gider de zamanında yeterince güldüm zaten abartmamak gerek. E aynı sıralamayı yapınca aynı şehir aynı bölüm yazalım dedik. Yakın çevre ve ailelerle fikir alışverişi yapıldıktan sonra ÖSYM şifremi Oktay’a verdim tercihlerimizi birebir aynı yaptı, zaten sıralamamız da aynıydı. Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği geldi. Gittik beraber ev tuttuk. İlk tuttuğumuz ev acemilikten kaynaklı hem uzak hem pahalıydı ama ferahtı yalan yok lüks yaşadık ilk yıl. Diğer yıl üniversiteye yakın bi ev bulduk, dardı ama 32 metrekare balkonu var. Balkonu görünce gaza geldim tutalım dedim, Oktay da anlamsız bir fikirle destekledi beni. Bi akrabası üniversite yıllarında çok dar bi evde kalmış, hayatla mücadele etmeyi öğrenmişmiş. Bu bilgi Oktay’ı derinden etkilemiş olacak ki bana, “biz de dar evde kalak lan biraz fakirlik görek, hayatı öğrenek” dedi. Ev kampüse gerçekten çok yakın diye 2 yıl kaldık o dar evde. Kuzenlerim geldiğinde 10 kişi uyuduğumuz da oldu. Bi şekilde sığıyorduk (bi kuzenim sandalyede uyumuştu ama neyse alsjdkajds). Sonraki ev macerası daha felfecir oldu. Suriyelilerin %94 yoğunlukta olduğu bi binada 2+1 daire tuttuk. Geniş olsun diye hızlı karar verdik ama 2 hafta sonra taşındık. Son evimiz hem ucuz hem güzeldi ama pandemi yüzünden evi boşalttık çıktık. Okul boyunca Oktay’a okulu bırakalım dedim kabul ettiremedim. Bıraksak ne yapacaz dedi hep ama gizli gizli work and travel videoları izliyordu. En sonunda dayanamadı pandeminin de etkisiyle work and travela kaydoldu. Parayı tamamlayabilirse Amarica’ya gidecek, okulu sözde gözden çıkarmış ama bakalım neler olacak.

Videoda gördüğünüz gibi Cool Oktay köşede gülümseyerek oturuyor, Dj’miş beyfendi.

Başka başlık gelmiyor aklıma, bu yüzden bu başlık altında devam edecez. Yahu yazmaya 3 hafta sonra devam etmeye çalışıyorum bu yüzden kopuk gibi oldu yazı biraz.

İlk evden bir video. Anlamsız eşofman altlarından birini giymiş yine.

Bu da ikinci (dar) evden bir video. Yahu bu çocuğun hayattan beklentisi gerçekten çok düşük. Bunu da bi örnekle anlatayım. 2-3 yıl önce bi ara Oktay’ın 10 yıl sonraki halinin nasıl olacağını Oktay’a söylediğim de, aynen öyle olsun istiyorum demişti.. Hayattan beklentisi, Kırıkhanda sakin bir hayat, 4-5bin lira aylık gelir, sabit iş, her akşam meyve ve çay servisi, televizyon izlerken uyuyakalmak. Tabii dediğim gibi daha sonra bol bol work and travel videosu izledi, pandemide 25’ten fazla kitap okudu. Ufku genişledi. Bakalım neler olacak. Yazdım her şeyi buraya, 5-10 yıl sonra görecez Okitays.

Şimdi de kendi kendimizi eğlendirebilme özelliğimizden bahsedecem. Yoksa 4 yıl o kadar hızlı geçmezdi. Ne zaman sıkılsak insanlar veya olaylar hakkında analiz yapar eğleniriz. Kendi aramızda espri de yapabiliyoruz. Buna örnek olarak bi video paylaşıyorum. Bu sefer kamera arkasıyla birlikte paylaşıyorum ki yönetmen ve yapımcı ruhumu hissedebilin.. Buraya çok şaka sığar da olaylara şahit olmadığınız için anlamazsınız. Video yeterli olacaktır.

4 yıl boyunca sadece 2 kez tartıştık. İlki Antep’e gittiğimiz 1. haftada oldu. Okula giderken çantayı o taşıyacaktı (soğan kokan siyah çantası) dönüşte ben taşıyacaktım. Havalar sıcaktı, okuldan dönerken güneş batmış oluyor diye taşımak daha kolaydı. Evden çıkmadan hemen önce, çantayı giderken taşımayı kabul etmişti, evden çıkınca ben giderken taşımam, çanta benim sen taşıyacaksın dedi. Bak yine aklıma geldikçe sinirleniyorum. Çıkardım kitaplarımı, önden gittim kırtasiye buldum çanta aldım kendime. İkincisi de bulaşıkları biriktirme ve kahvaltı hazırlama yüzünden çıkmıştı. İlk küslük bittikten sonra anlaşma yaptık, herhangi bi tartışma çıktığında biri alttan alıp şakayla karışık ortamı yumuşatacaktı. Sonra pek tartışma olmadı zaten. Bilgisayarı da geldi, bütün gün twitter youtube arasında gidip geliyordu. Youtube’u show tv sanıyor olabilir.

Youtube’ta en sevdiği içerik türü, sokak kavgaları ve motorcuların araba şoförleriyle kavgaları. Twitter’da ülke içi ve dışı gündemi çok iyi takip eder. Günde 16 saat twitter’da takıldığı zamanlar oldu. Viral olacak içeriklerin çoğunu birkaç ay öncesinden bana gönderir. Cennetten Çiçek şarkısını ülkede viral olmadan 6 ay önce falan bana göndermişti, bilgisayarda iş yaparken dinliyordum. Altta paylaşacağım videonun her repliğini viral olmadan 1-2 yıl önce ezberlemiştik bile.

“Benim malım akıllı” “Bir yazar, iki yazar, üçüncüye vur geber”

Soru-Cevap

Kendini tek kelimeyle anlatır mısın?

Benim cevabım: Cool

Oktayın cevabı: Pervasız

5 yıl sonra kendini nasıl bir konumda görüyorsun?

Benim cevabım: Yukarıda açıklamıştım bunu..

Oktayın cevabı: Muhtemelen 8-6 çalışma saatleri dışında Cevher Dudayevde (Kırıkhanda çay bahçesi tarzı bi kafe) oturup Prill fiyatlarının pahalılığıdan yakınıyorumdur

En sinir bozucu özelliğin nedir?

Benim cevabım: Sürekli osurması

Oktayın cevabı: Yakışıklılığım

Özet ve Kapanış

Kısaca, içine kapanık ama uygun zaman ve uygun ortamlarda çok eğlenceli biri. Kafası ortalamanın bi tık üstünde çalışıyor, cevher var ama bi o kadar da azim ve motivasyon eksikliği var. Özgüveni yerinde ama dikkatini toplayamıyor. Stresli ama stresi kinetik enerjiye çevirip işe koyulmuyor, her şey kafasında olup bitiyor. Çabuk sıkılır. Çabuk uyuyakalır. Alttan alma yeteneği çok gelişmiştir, yeterince sinirlenmediği sürece alttan alır. Miyop + astigmatı var 5 metre sonra kişiyi yüzünden tanıyamaz ama buna rağmen gözlük kullanmayı sevmez. En sevdiği aktivitelerden biri film izlerken uyuyakalmak, tabii ki de cipsleri yedikten sonra.. Espri yeteneği üstün çabam sayesinde ortalamanın üstüne çıktı. Genel kültürü yaşıtlarına göre iyi seviyede, nerdeyse her konuda konuşabilirsiniz. Şarkı sözlerini kesinlikle ezberleyemez. Pilavı lapa yapar ama tadı güzel olur. 4 yıllık ev arkadaşlığının bu kadar sağlam olmasının sırrı, “sen böl ben seçiyim” anlayışı olmuştur. Herhangi bir yiyecek varsa biri böler veya tabaklara ayırır, diğeri seçer. Bu şekilde bencillik yapma oranı minimuma inmiş olur. Kapanış videomuzla Oktayı uğurluyoruz.

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz
Zurnacının Kızı
Kerim Kim
Önceliklerimiz

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir