Zurnacının Kızı

Bu yazıyı normalde iki konuya ayıracaktım ama yazmayı abartmak istemiyorum. Yazmak çok rixli gibi. Ya alışırsam yazmaya. Yazarken karşı fikir yok, eleştiri yok, sınırsız özgürlük. Çok sevdiğim konuşmayı bırakır mıyım acaba. Sanmıyorum ama yine de yazmanın verdiği huzurla fazla içli dışlı olmak istemiyorum.

İki ana konu olacak ama karıştırmaya çalışacam. Becerim sınırlı olduğu için fazla kasmadan kısa cümleler ve basit örneklerle anlatmaya çalışacam kendimi. Cümleler genelde devrik oluyor çünkü konuşma havasında yazıyorum. Genelde insanlar bu saatlerde uyuyor olduğu için anlatma ihtiyacımı bu şekilde karşılamaya çalışıyorum. Bi türlü giriş yapamadık konuya çünkü hala tam toparlayamadım. Neyse yolda düşünürüz.

Yine konularımızdan biri ikili ilişkiler, çünkü beni tanıyan insanların bildiği gibi şimdiye kadar sevgilim olmadı. Abazalıktan mı bilmiyom da kafam sürekli bu konuda. Şaka şaka keşke konu bu kadar basit olsa. Diğer konumuz ise yine hayatım boyunca en çok yakındığım şey olan, yaşam şeklimiz. İkisini bi şekilde ortada buluşturmaya çalışacam. Aklımdaki soruları size sorup kendim cevaplıycam. Siz de soruları önce kendiniz cevaplayarak ilerleyin lütfen. Bunu büyük ihtimalle çoğu kişi yapmayacak, bu da konumuzla azcık ilgili zaten. İnsanız.

Evet arkadaşlar ikili ilişkiler geniş bi kavram ama ben yine yalnızlıktan dolayı kız-erkek ilişkisi üzerinde duracam. Genelde olduğum gibi, sinirliyim. Yalnız olmak tamamen benim tercihimdi. Hayatıma soktuğum insanları özenle seçiyorum ve hepsi mükemmel kişiler. Bu kadar güzel insanı bulmak bence büyük bi başarı, çoğu kişi hayatı boyunca başaramıyor bunu. Muhafazakar bi sülalenin üyesi olduğum için küçük yaştan beri kızlarla ilişkilerim her zaman mesafeli oldu. Lise ortalarına kadar normal kız arkadaşım bile olmadı. Sonra Zelihayla azcık samimi olduk, niye Zeliha bilmiyom yani denk geldi ama iyi denk geldi ki uzun yıllardır sohbet muhabbet sürüyor. E bu çocuk kızlarla hiç düzgün iletişim kuramamış, özgüvensizlikten mi, kesinlikle hayır. Tamamen amatörlükten. Amatörlüğü atmam aşağı yukarı 5 yılımı aldı. Neyin ne olduğunu bilmeden, ne zaman olduğunu anlamadan aşık olmuştum. Fazla acı bi tecrübe oldu ama artık profesyonelim..

Liseli Kerim özledim seni. O zamanlar çok sivriydim. Aileme, arkadaşlarıma ve hayata karşı. Aşık olmadan önce insanların ortaokulda sevgili olması benim hiçbir zaman anlam veremediğim bi şeydi. Neden birbirlerine bu sıfatı yakıştırıp konuşuyorlar bi türlü anlamıyordum. Anlamama sebebim fazla kısa ve kesin ayrılıkla bitmesiydi. Aynı okulda sırayla birkaç farklı kişiyle sevgili olanları gördükçe ‘sevgili’ kelimesinin içi benim için boşalmıştı. E sonra laps diye aşık oldum. Aga noluyo sana aga diye bi söylendim kendi kendime ama o zamanlar da pek anlam arayışım yoktu, ağlamakla meşguldüm. (burda güldüm biraz) Çünkü birkaç yıldır ağlayamıyorum ve o zamanlar neden bu kadar basit bi şey için ağladığımı sorguluyorum. Ne güzel rahatlatan bi olay bende artık yok. Ara sıra ihtiyacı oluyor insanın. Amatördüm diyip geçiştiriyorum ama etkileri cidden çok ağır ve kalıcı oldu. Hayatımın odağı kaydı ve bulanıklık son 2 yıldır yavaş yavaş düzeliyor ama hala tam net değil etraf.

Evet peki neler öğrendim ve bu öğrendiklerim ne derece geçerli. Sonunda konunun özüne inebildik ama zaten tüm bu yazıların amacı kendimdeki değişimi izlemek. Bu yüzden bu tür ayrıntılar da veriyorum ki bakış açımın değişimini inceleyebileyim. Dün 3 erkek arkadaşımla yaptığım ankette %100 oranında geçerlilik sonucu çıktı. Bu konuda anlatacaklarım şimdiye kadarki yalnızlığımın ana nedenidir. Diğer konuda anlatacaklarım da yan nedeni işte. Bu arada sürekli yalnızım yalnızım diye söyleniyorum da genel anlamda bi yalnızlık söz konusu değil. Kuzenlerim ve birkaç arkadaşım gayet yeterli oluyor. İyi ki varlar bebitolar.

Gerçek hayatta ne kadar ortamcı olmasam da sosyal medyada hızlıyız. Ortamlara akacak ortam da oluşmuyor ki bi türlü. Ulan şimdiye kadar geçen yıl dışında hiçbir zaman fazladan param olmadı. Babadan zengin olmadığım için ortamcı olamadım yani iyi ki de değilim, anum var. Milyarderler bulamıyor anumdaki keyfi. (Anum: Antakya Unlu Mamulleri) E hem yeterli para yok hem de sülale biraz geveze, sonuç olarak kızlarla pek iletişime girmedim, pek girme ihtiyacı da hissetmedim aslında. Erkek arkadaşlarımla fazlasıyla eğleniyordum. Ama işin içine abazalık da girince, duygusal anlamda yalnız hissetmeye başladım ki zaten lisede galiba o boşluktan dolayı aşık olmuşum. Allahsız da güzeldi de neyse evli insanların hakkında konuşmak ayıptı demi pardon. (Turgut Uyar, Nazım Hikmet konuşsa ov mov edebiyat şiir falan ama biz söyleyince racona ters, neyse ulan neyse) Ama cidden neyse, parantez içi genel bi sitemdi yani kişi veya kişilerle bi alakası yok. Keşke hala aşk acısı çekiyor olsaydım birkaç yıl öncesindeki gibi.

Tamam fazla ayrıntı veriyorum, yazı fazla karışık oluyor ama iyi ilerliyoruz, kopmayın lütfen. Para yoktu, iletişim de yoktu bu yüzden pek şeyedemedik özeti bu yani. E instagramda gumball admini olunca durum değişti. O yazıyor bu yazıyor şu yazıyor bi anda İnsta Kerim oldum. Trilyon tane insanla konuştum yalan yok ama aynı anda 3-5 kişiyle samimi olmadım hiç. Erkek arkadaşlarım bıyık altından gülüyor, he he kesin tamam inandık diyorlar ama öyle yani. Aynı anda konuşmadım demiyorum, aynı anda samimi olmadım diyorum kardeşim gülmeyin sakin. Bi türlü aradığımı bulamadım gibi sanki. Tam buldum gibi hissediyorum ama laps diye bi anda Kemal Sunal mesela yani diyor uyanıyorum. Neden sürekli ‘mesela yani’ oluyor peki. Şimdi bunu konuşacaz. Ulan ne kadar dolandırdım konuyu, yine kötü hissettim Erkan sürekli beni bu konuda eleştiriyor diye.

Şimdi öncelikle benim nasıl birini aradığımdan ve kriterlerimden önce insanların bana neden yazdığını söyleyim. Yalnız erkek varsa formülü veriyorum denklemleri iyi ezberleyin.

1- Samimiyim
2- Gerçeğim
3- Kaybetme korkum yok
4- Ve bunları hissettiriyorum (en önemli madde)
5- (bu maddeyi yazıp sildim çünkü ayıp)
Sayfadaki paylaşımlarım insanları eğlendiriyor. İnsanların bu 2. konuda bahsedeceğimiz monoton ve sefil dünyada tek ihtiyacı suni eğlenceler. Bu konuda da profesyonel biri olduğum için şeker kokusu almış karınca gibi geliyorlar. Seçici geçirgen olmasam harem kurabilirim. Aslında bu basitlik de insanın umudunu kırıyor. Hayat bu kadar basit olmamalı.

Peki harem kurma imkanım varken neden hala yalnızım, çünkü yeni dünya düzeninde duygusal erkeklere yer yok. Parayı kazanacaksın sonra da götü büyük kadınları kıyafet gibi dolaptaki askına dizeceksin. Keşke böyle olmasa. Normalde okuyucularıma bu hakareti yapmam ama yine de aptal biri siteye denk gelip yazıyı şans eseri okuyor olabilir bu yüzden bunu tam bu arada söylemekte fayda var, anlattıklarım gözlemlerimden oluşuyor, herkes böyle diye bi iddiam yoktur.

Ben de duygusal biri olduğum için (veeee duygu gittikçe azalıyor) yalnız kaldım şimdiye kadar. Pek yakında çok fazla para kazanacam ama şimdiye kadar eleştirdiğim düzene çark olmaktan korkuyorum. Aslında bu yüzden bu tembelliğim. Tam bu noktada ikinci konuya çok seksi bi geçiş yapabilirdim ama neyse daha söyleyeceklerim var. Hatırlarsınız, sinirliyim demiştim..
Nedir benim kriterlerim, ben en çok anlayış istiyorum. Anlaşılmak istiyorum çok mu kardeşim. Konuşmayı çok seven biri ne isteyebilir ki dinlenmek ve daha önemlisi anlaşılmak ister. Beni dinleyen çok oldu da anlayan olmadı gibi. Genelde kendi arzularını dinliyor insan. Niye beni kimse anlamıyor diye bi sitemim yok, ben kimim ki yani. Genel olarak bi eksiklik diye sitem ediyorum sadece. Tamam, güneşlenirken portakal suyu yudumlayacakları bi yatım yok belki, herhangi bi eğlence mekanının sahibi değilim, arabam yok, kaslı değilim, sürekli beyaz gömlek giymiyom farkındayım.

Kadınların aradığını düşündüğüm şeyler ise şunlar;

1- Güç (her türlüsü)
bundan başka madde yok, yeteri kadar güçlü olan biri çoğu kadını elde edebilir. Vuram böyle dünyaya ben. Dünyadaki feministlerin %92’sinden daha feministim lan ben. Bu mu lan feminizm, bu mu lan kadın gücü. Gücü olan kendi gücüne güvenir, zayıf insanlar sizi. Baban kralsa prensesi alıyorsun bu devirde ama baban davulcuysa en fazla zurnacının kızı kalıyor sana. (burda da güldüm sağlam oldu yani benzetme) Kesinlikle genelleme yapıyorum, evet yapıyorum. Yahu çoğu kadın tembel, erkeğin hesap ödemesi neden klasikleşmiş, neden evlenirken erkek maddi yükü sırtlıyor, neden ‘bilim insanı’ sadece son birkaç yıldır kullanılmaya başlandı da çok uzun bi süre ‘bilim adamı’ olarak kullandık. Nerdesiniz kızlar, ne yapıyonuz. Nedir bu beleşe rahat yaşama sevdası. Çalışın biraz. Tek taşınızı kendiniz alın tek başınıza kendiniz takın.

Dün 3 erkek arkadaşıma şu soruları yönelttim, he adam oldum soru sormuyorum artık, yöneltiyorum.

1- Size uygun kadını bulup evlenebilme konusunda ne kadar umutlusunuz?

Gelen cevapların geneli feryat figan, aradığını bulamıyor adamlar, peki niye, ne arıyor bunlar? Maddi açıdan kullanılmaktan korkuyorlar, çok zengin olursam evlenmem veya evlenirsem de nafaka vermemek için sözleşme imzalatırım diyen oldu (2si ve ben dahil böyle düşünüyoruz, beleşe ekmek yok çalışın kazanın) Anlayış istiyorlar, instagram şifresi vermek yerine güvenilmek istiyorlar, sosyal medyada gördüğü şeyleri aptal gibi taklit etmeyen birini istiyorlar, alışveriş yapmaktan başka hobileri olan insan istiyorlar.
Çoğu kız sosyal medya fenomeni olma peşinde (gayet normal bi durum, eleştirdiğim sadece belli bi kesim), twitterda o kadar boş bir kitle birikti ki midem bulanıyor, elim ayağım titriyor. Sadece götüyle var olabilen kızların neden feminist lincine uğramadığını aşırı merak ediyorum. Ha pardon kadınlar istediğini yapabilir çünkü özgürler demi hmmm ok. Götümü paylaşam erkekler götüme baksın para kazanıyım, ben kadınım götümü erkeklere göstermem de kadın gücü. Acizlik.

2- Evleneceğiniz kişinin asgari ücretli olması sizin için bi problem olur mu?

Hayır

Evet arkadaşlar, bu 2 sorunun kadınlardaki cevapları maalesef çok farklı, kadınlar kolaylıkla evlenebiliyor, lisedeki sınıf arkadaşlarımdan kız olanların çoğu nişanlandı veya evlendi. Hızlısınız.
Yaptığım ankette erkeklerin hepsi kendi parasını kazanmaya çabalıyor ve ona göre plan program yapıyorlar. Kesinlikle evlenecekleri kişiden maddi anlamda bir beklentileri yok. Allah Allah, neden nişan veya evlilik hediyesi olarak ev istemiyorlar. Altın maltın beklemiyorlar. Babacım evlenirim ama bana altın saat bide altın kaplamalı playstation5 alacaksın diyen bi erkek duymadım.

Özellikle bir feminist olarak bu duruma çıldırıyorum. Şeyba Subaşı’nın yerinde olmak isteyen milyonlar var. Kariyere bak, Acunla boşanmak.

Yazıya başladığımda saat sabah 5’e doğru geliyordu, şimdi yine baktım 6.26 olmuş, akmış zaman. Başlamadan önce bi yarım saat odaklandım sonra akış başladı, 1.5 saat aralıksız yazmışım vay anasını. Neyse 2. konuya da başka gün geçeriz, yalnız yalnız uyuyum ben yastığa sarılarak. Yastıkta nafaka derdi yok, instagram şifresi de istemiyor. Neyse bu kadar şaka yeter.

Devam ediyoruz, birkaç gün geçti zaman-mekan uyumu ancak sağlanabildi. İkinci konumuzdan yukarda minicik bahsetmiştim. Sefil dünyadan bahsedecez. İnsanlardan (böyle diyince kimse üstüne alınmıyor ama neyse) yani bizden bahsedecem. İçinden sende varsın eminim yahu. Benciliz, dürüst değiliz ve maalesef aç gözlüyüz. Bu konularda her geçen gün sınırları daha da ileriye taşıyoruz. O kadar klişe şeyler ki söylemeye çekiniyorum ulan. Dram seviyesini arttıracam biraz ama halan açlıktan ve susuzluktan ölen insanlar var. Bu teknolojide, bu imkanlarla, bu yılda. Dünyalılardan tiskiniyorum. Hani hayvanlardan farkımız vardı güzel kardeşim. Neyimiz farklı tam olarak vallahi anlamıyom.
O kadar korkağız ki bunları 3 gün arka arkaya düşünemiyoruz bile. Gündem olursa ‘farkındalık yaratır’ uyuruz. Hayallerimizi yaşayanları izlemekten zevk alır hale geldik. Tam burdayken, dinlediğim şarkıda “Arenasında kör savaşçı, ellerinde yok silah, siyah karanlık ortasında savaşıyor, zoooor.” dedi. Yahu yazasım kaçtı yine, kaç milyar kez aynı şeyleri konuştum anlattım dinledim bilmiyom. Değişmiyor, değişmeyecek. Kendimi asla 40 yaş üstü hayal edemiyorum, 5 yıl sonrası bile pek canlanmıyor kafamda. Bana söylenen ve hayal ettiğim böyle bi dünya değildi. Genel bunalımımın 2 ana nedeni bu konular demiştim. İlk yalnızlık, ikincisi kodumunun dünyası. Acaba ilki götümden uydurduğum bi neden mi, acaba büyüdükçe nasıl bi şeye dönüştüğümü fark edip kopuyor muyum yaşamdan? Acaba. Bilmiyom. Şu kullandığım virgül ve noktalarda durun, boşuna koymuyorum onları, hissederek okuyun lütfen. Şaka lan şaka sanki götüne takan olacak istediğiniz gibi okuyun bebitolar.

İkinci bölümde üslup biraz bozuldu gibi sankim ama neyse. Yazının sonuna bi kısa film koyacam özet olarak onu izlersiniz işte ya. İzleyip he diyip geçin, aynı yaşantıya devam. Don’t stop the music. Şuan pek yazasım gelmedi belki daha sonra devam ederim, nerdeyse 1 saattir çabalıyorum ama aklımdan geçenleri bi türlü toparlayıp alt başlıklara ayıramadım. Planlamadan yazmaya çalışıyorum diye böyle çok tıkanıyorum. Bide zaten bu konu aşırı karışık ve genel. Benim bu konuya 86 farklı noktadan girip çıkmışlığım var. Yakın arkadaşlarımla sohbet ederken 6 saat aralıksız konuşurum bu konu hakkında. Tüm duraklar belli ama başlangıç ve bitiş noktaları pek belli olmuyor. Çok fazla deneysel sorum da var bu konu için. Mesela örnek veriyim, “Lan Erkan aylık 50bin dolar kazanmaya başladığımızda acaba ‘yok lan zengin olduk ama yine de mutlu değiliz’ der miyiz?” Soruya bak anasını satıyım. Dert ettiğim şeye bak. Ben yetişemiyom arkadaşlar siz devam edin. (Bu arada Erkan’ın cevabı: Demeyiz.)

Yazıyı en son 12 Şubatta bitirmeye çalışmışım ama olmamış, şuan 18 Marttayız kapanışı yapacak gibi durmuyorum, böyle kalsın napalım artık.

Bahsettim mi pek net hatırlamıyorum da kapanışı bi kısa filmle yapacağımı söylemiştim sanki.

iyi seyirler

Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz
Önceliklerimiz
Kerim Kim
Oktay Sen Kimsin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir